Pasaport Yerine Biyometrik Teknolojisi Geliyor!

0
343
Görüntülenme

Avustralya kendisine dış ülkelerden gelecek olan turistler ve ziyaretçiler ile ilgili olarak yeni bir sisteme geçilebileceğini duyurdu. Yetkililer tarafından yapılan açıklamalar doğrultusunda 2020 yılından sonraki Avustralya’ya yapılan girişlerde kişilerin ellerinde pasaport ya da buna benzer bir belge olmadan ancak yine de pasaport üzerinde yer alan bilgileri sunması itibarıyla ülkeye girişleri söz konusu olabilecek. Ülke bunu biyometrik teknolojisi ile yapmayı planlıyor.

Biyometrik teknolojisi sayesinde her bir kişinin sahip olduğu kimlik kartları ve bunların bilgisi ile fiziksel olarak yüzleri, irisleri ve parmak izlerini algılayarak bunu hafızasına alabilen bir sistem ortaya çıkarılması bekleniyor. Bu sayede ülkeye giriş yapacak kişilerin basılı bir pasaporta ihtiyacı kalmayacak.

Uygulama Ne Zaman Başlayacak?

2020 yılında kadar tüm havaalanlarını insansız elektronik istasyonlarla donatmak isteyen Avustralya yetkilileri bu sayede ülkeye gelmiş olan kişilerin herhangi bir işlem yapmakla vakit kaybetmeden doğrudan ülkeye girişlerini sağlayabilmesini hedefliyor. Böylece havaalanı sistemini ve hava yolu ulaşımını çok daha seri hale getirebilecek olan bir uygulamanın sistemleşmesi isteniyor. Kesintisiz yolu sistemi olarak adlandırılan bu sistem aynı zamanda eskiden kullanılmakta olan sistemin parçalarını da ortadan kaldıracak. 2017 yılının Temmuz ayı itibarıyla 3 yıl sonra uygulamaya geçirilmesi planlanan biyometrik teknolojisi sisteminin pilot uygulama olarak Canberra kenti havaalanında başlatılması bekleniyor.

Sistem kendi içinde havayolu ulaşımının çok daha seri, pratik ve güvenli hale gelmesi adına mümkün olan en üst seviyede verimin alınabileceği bir sistem olmaktadır. Ancak pek çok kişi sistemin insanların fiziksel açıdan kimlik bilgileri ile birlikte kayıtlarının alınmasının özel hayata müdahale edilebilecek yanları bulunduğu konusunda bazı endişeler taşıyor. Bunu iddia edenlerin en büyük savı ise havaalanlarında biyometrik teknolojisi kullanılmasının ardından bu sistemin ortaya çıkardığı başarının pek çok alanda da uygulanabilir hale gelmesi ve bir tür distopya düzenine geçilmesi korkusu oluyor. Tüm bu endişelere rağmen sistemin başarılı olup olamayacağını görmek ise ancak 4 yıllık sürenin sonundaki uygulamalarla kendini gösterecek. Fakat şüphesiz ki bu sistem havayolu ulaşımını daha cazip kılacak.

Yorum Yap
Please enter your comment!
Please enter your name here